HAKYOLUNDA YASAYANLARIN ADRESİ
1.gif 2.gif http://hakyolunda.ucoz.com/7.gif
|
ANA SAYFA
Facebookta Paylaş
|
| |
| | |
"İnsanların hesap(görme) zamanı yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içinde, yan çizip aldırmıyorlar. " (ENBIYA/1)
| *SAAT |
|
| |
| *HAKYOLUNDA MENU
| | |
| DESTEK OLUNUZ |
|
|
| | |
| *PEYGAMBERİMİZ* |
| |
| | |
| *SİTEDE OLANLAR* |

*

TOPLAM ONLINE: 1
MISAFIR: 1
ONLINE UYELER: 0
*

| | |
| *GAZETELER * |
|

|
| | |
| *KURANI KERİM* |
| »114 Hafiz
»Al Azzawi
»Abdul Samed
» Abdulaziz Ahmad
»Ali Jaabir
»Al Juhanee
»Abdullaah Basfar
»A.Bukhaatir
»Al Shatery
»Ahmed Al Ajmi
»Ali Huzeyfi
»Al Sudais
» Fatih Collak
»ilhan Tok
»Shuraym
»Kabe imamlari
»Medine imamlari
»Minsevi Mealli
»M-Jibreel
»Mustafa ismael
»Hamdi DöNDüReN
»Al Afaasee
»Saad Al-ghamdi
»H.K.deniz Sureli
»Ali Huzeyfi Mealli
»M-Taraweeh
»S.Zayn Yaaseen
»Al Hosary
»Fares Abbad
»Aziz Alili
»Hani Rifai
»Hamad Sinan
»Sacit Onan Meal
»Al-Thobaity
»Abdullah Khayyat
»Al-Qasim
»Adel Al Kalbani
|
| | |
|

*BİR KAÇ SORU*

|
|

Davete gitmek

Sual: Her davete gidilir mi?

CEVAP

Yemekte günah işleniyorsa gidilmez. Fakirlerin davetine gitmeyip de zenginlerinkine gitmek kibirdendir. Kendinden aşağı olanları ziyaret etmek de tevazu alametidir.

Düğün yemeğine davet olunanın gitmesi sünnet, başka ziyafetlere gitmek müstehaptır. Bazı âlimler ise, (Düğün yemeğine gitmek vacip, diğer davetlere gitmek sünnettir) demişlerdir. Müslümanın müslüman üzerindeki beş haktan biri, davetine icabettir. Yani davetini kabul edip gitmektir. Hadis-i şerifte, (Davete icabet ediniz) buyuruldu. (Müslim)

Külfete girenin davetine gitmek gerekmez. Cimrinin davetine de gitmemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği hastalıktır.) [Dare Kutni]

Samimi olarak davet edilen yere gitmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Davete icabet etmeyen, Allaha ve Resulüne asi olmuş olur.) [Buharî]

(Müslüman kardeşine ikram eden, Allaha ikram etmiş olur.) [İsfehani]

(İki kişi birden davet ederse, kapısı yakın olana icabet et! Çünkü kapısı yakın olanın hakkı daha önce gelir.) [Buharî]

Sahura kalkmak

Sual: Sahura kalkmadan oruç tutmakta mahzur var mıdır?

CEVAP

Sahura kalkmamak günah değildir. Ancak sahura kalkmak çok sevabdır. Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkmalıdır!

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Sahura kalkın, sahurda bereket vardır.) [Buharî]

(Sahurda yemek yiyerek, oruç tutmanıza yardımcı olun!) [Beyhekî]

(Sahur yemeğine kalkmak, Allahın size bağışladığı berekettir, bunu kaçırmayın!) [Nesâî]

(Yedikleri helal olmak şartı ile hesaba çekilmeyecek üç kişi; oruçlu, sahur yemeği yiyen ve Allah yolunda nöbet tutandır.) [Nesâî]

(Bir yudum su içmek için de olsa, sahura kalkın!) [İbni Hibban]

(Elbette sahur yemeği mübarektir.) [İ.Hibban]

(Bir lokma olsa da sahur yemeği yiyin! Çünkü onda bereket vardır.) [Deylemî]

(Müminin sahurunun hurma ile olması ne güzeldir.) [Ebu Dâvud]

(Sahurda hurma yemek ne güzeldir. Allahü teâlâ, sahura kalkanlara rahmet eder.) [Taberânî]

(Sahurun tamamı berekettir. Bir yudum su için de olsa sahura kalkın! Allahü teâlâ ve melekleri, sahura kalkanlara salât ve selam ederler.) [İ.Ahmed]

[Yani Allahü teâlâ, sahura kalkanları magfiret eder, melekler de onlar için duâ eder.]

İftar vermenin fazileti

İftar vermeyi nimet bilmelidir

Sual: İftar vermenin fazileti nedir? İftâr veremiyen fakir, iftâr verme sevâbına kavuşmak için ne yapmalıdır?

CEVAP

Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de, iftar verme sevabına kavuşulur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Ramazanda bir misafire oruç açtırana, Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşır.) [V.Necat]

Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben buyurdu ki: (Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevab verilir.) [Beyhekî]

Peygamber efendimiz, (Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur) buyurunca, Eshab-ı kiram, "Su az ve kıymetli iken mi?" diye suâl etti. Onlara cevaben buyurdu ki: (İsterse nehir kenarında versin, aynıdır.) [V.Necat]

Yemek yedirmeyi nimet bilmelidir!

Yemek yedirmek çok sevabdır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevabdır. Oruç tutanın sevabı kadar sevab alır, oruçlunun sevabından eksilme olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Bir oruçluya iftar veren, aynı ecre kavuşur.) [Beyhekî]

(Allah indinde amellerin en kıymetlisi, bir müminin sıkıntısını gidererek, borcunu ödeyerek veya karnını doyurarak onu sevindirmektir.) [İsfehani]

(Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.) [Taberânî]

(Allah, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.) [İ.Gazali]

(Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine duâ eder.) [Taberânî]

(Kıyamette Allahü teâlâ, kimine, "Bana niçin yemek vermedin?" diye sorar. O da, "Sen âlemlerin Rabbisin. Sana nasıl yemek verebilirdim" der. Allahü teâlâ da, "Aç olan bir arkadaşına yemek vermedin. Eğer verseydin, bana yemek vermiş gibi sevab alırdın" buyurur.) [Müslim]

(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.) [Tirmizî]

(Arkadaşına, sevdiği yemeği verenin günahları affolur.) [Bezzar]

Dost ve arkadaşlara yemek yedirmek, sadaka vermekten efdaldir. Hz.Ali buyurdu ki:

(Dostlara yedirdiğim bir ekmek, fakirlere verdiğim beş ekmekten daha kıymetlidir. Dostlarla yenilen yemek, köle azad etmekten daha makbuldur.)

(O beni yemeğe çağırmıyor. Onu niye çağırayım) dememelidir! Yemeğe çağırırken de, yemeğe giderken de yalnız Allah rızasını düşünmelidir!

Oruç kazası

İlaç alarak oruç bozmak

Sual: Bir hasta, ilaç alarak, orucunu bozsa, kefaret gerekir mi?

CEVAP

Dinin bildirdiği bir özürle, yani zaruretle oruç bozulunca, yalnız kaza gerekir.
Şuursuz olarak oruç bozmak

Sual: Depresyon halinden şuursuz olarak oruç bozunca kefaret gerekir mi?

CEVAP

İmsaktan sonra, ezan okunurken, ne yaptığınızı bilmeden orucu bozmuşsanız kaza gerekir. Eğer orucu bozduğunu biliyorsanız, kefaret gerekir. Anlattığınız depresyon hâlinden sanki şuursuz olarak bozduğunuz anlaşılmaktadır. Şuursuz bozulunca da kaza gerekir.

Mazeretle oruç bozmak

Sual: Orucunu bir mazeretle bozan hastaya kefâret mi, yoksa kazâ mı gerekir?

CEVAP

Dînimizin bildirdiği bir özürle orucunu bozan hasta, o gün yediği orucu daha sonra uygun bir günde kazâ eder. Kefâret lâzım olmaz. (Hindiyye)

Morfinle diş çektirmek

Sual: Morfinle dişini çektirdikten sonra, "orucum bozuldu" diye yiyip içene kefâret mi gerekir?

CEVAP

Hayır kefâret gerekmez, kazâ gerekir. Bir hastalık sebebiyle de iğne [enjeksiyon] yapılınca oruç bozulur ve kazâ lâzım gelir. Oruç bozulduktan sonra yiyip içmek, kefâret gerektirmez. (R.Muhtâr)

 Hata ile boğaza su kaçması

Sual: Abdest alırken hata ile boğazına su kaçan kimse, orucu bozulduğu için yiyip içse, kefaret mi gerekir?

CEVAP

Orucu kasten bozmadığı için, yalnız kaza gerekir. (Hidâye)

Nisaiyeci bir kadın doktora muayene

Sual: Nisâiyeci bir kadın doktora muayene olanın, orucu bozulur mu? Bozulursa, kefaret mi gerekir?

CEVAP

Doktor, eldivene herhangi bir ilaç, yağ sürerse, oruç bozulur, sadece kaza gerekir. (Dürer)

Unutarak yemek

Sual: Oruçlu olduğunu unutarak yiyen, sonra bilerek yiyip içmeye devam ederse, kefâret gerekir mi?

CEVAP

Oruçlu olduğunu unutarak yiyen kimse, orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içmeye devam ederse kazâ lâzım olur, kefâret lâzım olmaz. Eğer oruçlu olduğunu unutarak yedikten sonra, unutarak yiyip içmenin orucu bozmadığını bildiği hâlde, kasten yiyip içmeye devam ederse, hem kazâ, hem de kefâret lâzım olur. (Nûr-ül-izâh)

Oruç kefareti

Oruç kefareti elbette vardır

Sual: Oruç kefâreti diye bir şey var mıdır?

CEVAP

Elbette vardır. Geceden niyetli orucunu, kasten bozana kefâret lâzım geldiği din kitaplarının hepsinde yazılıdır. Kütüb-i sitte isimli meşhûr altı hadîs kitâbından Buhârî, Müslim, Ebû Dâvüd, Tirmizî ve Nesâî'de mevcûttur. Hz. Ebû Hüreyre'nin rivâyet ettiği hadîs-i şerîf şöyle:

Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek, (Helâk oldum yâ Resûlallah) dedi. Peygamber efendimiz, ne olduğunu sordu. O da Ramazan orucunu kasten bozduğunu söyledi. Peygamber efendimiz, bir köle azâd etmesini bildirdi. Kölesi olmadığını bildirince, aralıksız iki ay oruç tutmasını emretti. Bunu da yapamıyacağını bildirince, fakir doyurmasını bildirdi.

İslâm âlimleri de, geceden niyetli orucunu bozan kimsenin kefâret olarak, varsa bir köle azâd etmesini, yoksa peşpeşe 60 gün oruç tutmasını, tutamazsa, 60 fakiri doyurmasını bildirmişlerdir. (R. Muhtâr)Peygamber efendimizin bildirdiği hükmü kabûl etmiyen, Allahü teâlânın emrini kabûl etmemiş olur. Çünkü Kur'ân-ı kerîmde Resûlullahın emrettiğini yapmak gerektiği bildiriliyor. (Haşr 7)

Oruç bozulmadığı halde bozuldu sanarak

Sual: Gıybet edince, kan aldırınca, ihtilam olunca, orucu bozulmadığı hâlde, oruç bozuldu sanıp yiyip içen kimseye kefaret gerekir mi?

CEVAP

Evet. Yiyip içmek için zaruret yoktu. Bozuldu mu diye, bilen birine sormak gerekirdi.

İtikaf nedir

Sual: İtikaf nedir?

CEVAP

İtikaf, camiye girip ibâdetle meşgul olmak demektir. Ramazan-ı şerifte itikaf, sünnet-i müekkededir. Ancak itikaf, sünnet-i kifaye olduğu için bir mahallede birkaç kişi itikafa girerse, diğerlerinden bu sünnet sakıt olur. Bu bakımdan imkânı olanlar itikafa girmelidir! İtikaf eden kimse camide yiyip içer, yatar. Abdest için dışarı çıkabilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İtikafta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba kavuşur.)

(Bir devenin 2 sağımı kadar itikaf eden, bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır.)

(Ramazanda on gün itikaf eden, 2 defa hac yapmış gibi sevap kazanır.)

Oruç kefareti nasıl tutulur

Sual: Bir kimse, oruç kefâretini nasıl tutar?

CEVAP

Oruç kefâreti için ard arda, 60 gün oruç tutar. 60 gün sonra, tutmadığı her gün için, birer gün daha tutar. Birkaç Ramazanda kefâretleri olan veya bir Ramazanda, 2 gün kefâreti olan kimse, birinci kefâreti yapmamış ise, ikisi için yalnız bir kefâret yapar. Birinci kefâreti yapmış ise, ikinci kefâreti de, ayrıca yapar. Kefâret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özür ile veya bayram günlerine rastlamak sebebi ile bozulursa veya Ramazana rastlarsa, yeniden 60 gün tutmak lâzım olur. Bayram günlerinde bozmazsa, yine yeniden başlaması gerekir. Hayz ve nifâs sebebi ile bozunca, yeniden başlamaz. Temizlenince geri kalan günleri tamamlar.

Devamlı hasta veya çok yaşlı olup, 60 gün kefâret orucunu tutamaz ise, 60 fakiri bir gün doyurur. Aç olan 60 fakiri, bir günde iki defa doyurmak lâzımdır. Hepsine aynı gün yedirmek şart değildir. Bir fakiri hergün iki defa doyurmak üzere 60 gün veya hergün bir defa doyurmak üzere 120 gün yedirmek de olur. Yâhut, 60 fakirin herbirine, 1750 gr buğday veya un veya 3.5 kg arpa, kuru üzüm, hurma verir. Bunların kıymeti kadar ekmek, başka mal veya altın vermek veya bunları bir fakire 60 gün devamlı vermek de câiz olur. Kendisini doyurması için fakire kâğıt para da verilir. 60 günlüğü, bir fakire, bir günde toplu verse, bir günlük vermiş olur. 60 fakiri sabah, 60 başka fakiri de akşam doyurursa, sabah doyurduklarını akşam veya akşam doyurduklarını sabah, bir daha doyurmalıdır. Yâhut, bunlardan 60'ının herbirine, sadaka-i fıtr miktârı mal verir. Oruç tutabilenin fakirleri doyurması câiz değildir.

Oruçla ilgili meseleler

Beyaz iplik siyah iplik

Sual: Babam oruç tutarken, takvime göre değil, Kur’ana göre hareket ediyor. Siyah iplikle beyaz iplik birbirinden ayrılıncaya kadar yiyip içiyor. Ortalık ağardığı için şüpheleniyorum. Doğrusu nedir?

CEVAP

Bekara suresindeki, (Beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyip için) mealindeki 187. ayetindeki iplikler, gündüzün beyazlığı ile gecenin siyahlığıdır. Ayet-i kerimenin anlamı, (Gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığı, iplik gibi birbirinden ayrılıncaya kadar yiyip için) demektir. Bu ayeti kerimeyi duyan bir zat, (Ya Resulullah, ben gündüzün geceden ayrıldığını öğrenmek için yastığımın altına bir beyaz iplik ile bir siyah iplik koydum. Fakat gecenin bitişini yine de tespit edemedim.) dedi. Bunun üzerine, Peygamber efendimiz, (O iplikler, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığıdır.) buyurdu. Eğer Peygamber efendimiz açıklamasa idi, beyaz ipliğin aydınlık, siyah ipliğin karanlık olduğunu nereden bilecektik? Kur’an-ı kerimden anladığımıza uyarak, gencin babası gibi, bilhassa bulutlu havalarda, daha ortalık karanlık diye, güneş doğana kadar yiyip içerdik.

Midesi alınan ve oruç

Sual: Midesi tamamen alınan kimse, oruç tutabilir mi?

CEVAP

Müslüman olan mütehassıs doktorlar, "Midesi alınanın oruç tutmasının hiç mahzuru olmaz. Aksine iyi olur. Bu ameliyatı geçirenlerde bağırsak, genişliyerek mide hâlini alır” diyorlar. O hâlde oruç tutmalıdır.

Çok yaşlı veya ağır hastanın durumu

Sual: Oruç tutamıyacak kadar çok yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta, oruç borcundan nasıl kurtulur?

CEVAP

Çok yaşlanıp, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya kaza oruçlarını tutamıyacak ihtiyar ve iyi olmasından ümit kesilen hasta, gizli yiyip içmelidir! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Oruç tutamıyacak kadar yaşlı veya iyi olmasından ümit kesilen hasta fidye verir.) [Nesâî] Çok yaşlı olup oruç tutamıyan kimse, zengin ise, her günün orucu için fidye verir. Fakir olan fidye vermez, duâ eder.

Fidye olarak, hergün için bir fıtra miktarı un, hurma veya üzüm verilir. Mesela 30 gün oruç için 53 kg un veya 105 kg hurma veya üzüm verilmesi kâfidir. Yahut bu kadar unun kıymeti kadar altın veya gümüş para, tutulamıyan otuz gün orucun fidyesi olarak, bir veya birkaç fakire, Ramazanın başında veya sonunda verilebilir. Fakir, aldığı fidyeyi kendisi kullandığı gibi, başka birine de verebilir. Fidye verdikten sonra, oruç tutabilecek hâle gelen kimse, tutamadığı oruçlarını kaza eder. (Nehr-ül-fâık)

Hastalık, yaşlılık gibi bir özürden dolayı Ramazan orucunu tutamıyan zenginin, bu durumu ölünceye kadar devam etse, fakirlere yemek verilmesini vasıyet eder. Velîsi de, onun, tutamadığı her oruç için, fakire bir fıtra veya değerini verir. (Bedâyî)

Şeker hastası ve oruç

Sual: Şeker hastası oruç tutabilir mi?

CEVAP

Şeker hastalığının çeşitli tipleri vardır. Salih bir doktor, "oruç tutamaz” demişse, tutmaz, fidye verir.

 Hamile kadın ve oruç

Sual: Hamile kadın zayıf olursa oruç tutmayabilir mi?

CEVAP

Hasta, hastalığı artacak ise; hâmile veya süt veren kadın, zayıf olursa, oruç tutmayıp, iyi olunca kazâ eder.

Muayyen hal ve oruç

Sual: Ramazanda bir kadının muayyen hâli zuhur ederse, yiyip içebilir mi? Muayyen hâli sona erince, yiyip içmesi günah olur mu?

CEVAP

Ramazan-ı şerifte, gündüz muayyen hâli sona eren kadın, birşey yiyip içmeden oruçlu gibi durur. Fakat oruçlu iken muayyen hâli zuhur eden kadın, oruçlu gibi durmaz, yiyip içebilir. Ancak oruçluların gözü önünde yememelidir! (R. Muhtâr)

Malikiyi taklit eden kadın

Sual: Mâlikîyi taklîd eden bir kadının hayzı 13 veya 15 gün devam etse, on günden sonra, orucunu tutup namazını kılması gerekir mi?

CEVAP

Hayır, 10 günden sonra 15 güne kadar hayz devam ederse, bu 5 gün namaz kılmaz, oruç tutmaz. Daha sonra 10 günden sonraki kılamadığı namazlarını kaza eder. Hanefîde olsun, Mâlikîde olsun, hayz sebebiyle tutamadığı oruçların hepsini kazâ eder.

Kazası olmayan da kaza orucu tutabilir

Sual: Kazâ orucum yoktur. Fakat bazı oruçlarım bozulmuş, kabûl olmamış diye, oruç tutarken kazâya niyet edilse, mahzûru olur mu? Kazâ orucum yoksa, bunlar nâfile olur mu?

CEVAP

Kazâsı olmayanın da kazâ namazı kılmasında, kazâ orucu tutmasında mahzûr yoktur. Kazâsı yoksa nâfile olur.

Bayramdan sonra 2 gün oruç

Sual: Oruca hesapla başlanılan yerlerde, yanlışlık olma ihtimâli olacağı için, bayramdan sonra kazâ orucu tutmak gerekir mi?

CEVAP

İki gün kazâ orucu tutmak gerekir. Çünkü büyük islâm âlimi seyyid Abdülhakîm Efendi hazretleri kuddise sirruh, (Böyle yerlerde bulunan müslümanların bayramdan sonra, dilediği zaman, kazâ niyeti ile, iki gün daha oruç tutmaları lâzımdır) buyurdu.

 Özür olmadan oruç yememelidir

Sual: Devamlı şehirler arasında şoförlük yapanın, oruç tutmaması günâh olur mu?

CEVAP

İşi aksatacak zorluk yoksa, Ramazan-ı şerîfte oruç tutmak çok sevâbdır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günâhtır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Şer'i ma'zeretsiz, Ramazanda bir gün oruç tutmıyan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevâba kavuşamaz.) [Tirmizî]

Şu hâlde bir özür olmadan oruç yememelidir! Dînî bir özrü olanın orucunu kazâya bırakması câiz olur. Yolculukta sıkıntı olur, iş aksar veya kazâya sebep olacak bir durum olursa, orucu kazâya bırakmak câiz olur. Hadîs-i şerîfte, (Yolculukta [sıkıntı içinde] oruç tutmak takvâdan sayılmaz) buyuruldu. (Buhârî) [Yolculuk, sefer demek, 104 km'den uzak yere gitmek üzere yola çıkmaktır. Bunlardan daha kısa yola giden seferî olmaz. Burada takvâ daha çok sevâb kazanmak manâsındadır.] 
Seferde oruç tutmak

Sual: Seferde oruç tutmak gerekmediği hâlde, Ramazan orucunu tutan nafile sevabı mı alır?

CEVAP

Seferî olan, Ramazan orucunu tutarsa, farz sevabı alır. (Hindiyye)

Oruç ile ilgili meseleler

Sual: Oruçla ilgili diğer hak mezheplerimizin hükümleri hakkında da bilgi verir misiniz?

CEVAP

Ramazan orucuna niyetin son vakti, Hanefî’de öğleye bir saat kalıncaya kadar, diğer üç mezhepte imsak vaktine kadardır. Üç mezhepte, Ramazan orucu için her gece niyet gerekir, Mâlikî’de ramazanın ilk gecesi bir ay oruca niyet sahihtir.

Şâfiî’de, kulak tabii menfez [delik] dir. Kulağa konan sıvı katı her şey, mideye girmiş gibi orucu bozar. Diğer üç mezhepte sadece ilaç konursa bozar. Şâfiî’de idrar yolu da tabii menfezdir. Buraya pamuk konsa bile orucu bozar. Diğer mezheplerde bozmaz. İğne vurulmak, dört mezhepte de orucu bozar.

Dişler arasındaki yemek kırıntısını yutmak Hanefî’de orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar. Lavman Mâlikî’de orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar. Unutarak yiyip içmek, üç mezhepte orucu bozmaz, Maliki’de bozar. Ramazanda oruçlu iken yiyip içene Hanefî ve Mâlikî’de kefaret gerekir, Şâfiî ve Hanbelî’de sadece kaza gerekir. Hanımı ile beraber olana dört mezhepte de kefaret gerekir.

Kan aldırmak Hanbelî’de orucu bozar, diğer üç mezhepte bozmaz. Abdest alırken, mübalağa etmeden boğaza su kaçarsa, Şâfiî ve Hanbelî’de oruç bozulmaz. Hanefî ve Mâlikî’de bozulur.

Ramazanda karı koca beraber olursa, Şâfiî ve Hanbelî’de kefaret kocanın üzerine olur, Hanefî ve Mâlikî’de ikisine de kefaret gerekir. Mâlikî’de oruçlu iken hanımını öpmek haram, diğer üç mezhepte haram değildir. Ancak cünüp olmak ihtimali varken öpmek mekruhtur.

Hanımın öpünce mezi gelirse üç mezhepte oruç bozulmaz, Hanbelî’de bozar.

Şâfiî ve Hanbelî’de, nafile oruç veya nafile namaza başlayan, tamamlamadan bozarsa, kazası vacip değil, Hanefî ve Mâlikî’de vaciptir.

Yalnız cuma günü oruç tutmak Hanefî ve Mâlikî’de caiz, Şâfiî ve Hanbelî’de mekruhtur. İmam-ı Ebu Yusuf da mekruh dedi. Bu bakımdan Hanefîler yalnız başına cuma günü oruç tutmamalıdır.

Kadir gecesi üç mezhepte ramazan ayı içinde, Hanefî’de ise bütün sene içindedir.

Sadaka-i fıtır, Hanefî’de Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caiz ise de, bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır. Şâfiî’de Ramazandan önce, Mâlikî’de ve Hanbelî’de ise bayramdan önce verilemez. Hanefî’de nisaba ulaşanın fıtra vermesi vacip, diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. Hanefî’de hanımın fıtrasını kocası vermez, diğer üç mezhepte vermesi lazımdır.

İftar ne kadar geciktirilir

Sual: Bir iş sebebiyle iftarı ne kadar geciktirmek caiz olur?

CEVAP

Akşam vaktinin girdiği kesin olarak biliniyorsa, önce hurma, su gibi birşey ile oruç açılır, sonra namaz kılınır.

Yemeği tezce yiyip, sonra namaz kılmak da caizdir. Ancak iftar sofrasında çeşitli yemekler olduğu için, akşam namazı gecikebilir. Namaz kerâhet vaktine girebilir. Bu bakımdan, önce namazı kılmak ve sonra yavaş yavaş yemeği yimek daha uygun olur.

Vaktin girdiği kesin belli değilse, önce namazı kılmak iyi olur. Çünkü daha sonra vaktin girmediği anlaşılırsa, namazı iâde etmek mümkündür. Fakat vakit girmeden oruç açılırsa, oruç bozulmuş olur. Telafisi de mümkün olmaz. Hadis-i şerifte, (İftarı acele edin) buyurulmuştur. (Hâkim) Acelenin son vaktinin, (Nûrül-izâh) ve diğer kitaplarda, yıldızlar görününceye kadar olduğu bildiriliyor. Bu da yaklaşık olarak, akşam vakti girdikten yarım saat sonradır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Yıldızlar görünmeden iftar eden, sünnetimle amel etmiş olur.) [İbni Hibbân]

 

Vaktin girmediği yerlerde namaz ve oruç

Sual: Almanya'da müslümanların kimi, yatsı ve sabahın vakti girmiyen yerlerde cemâ'atle nâfile namaz kılıyor, kimi kazâ kılıyor. Doğrusu nedir? Oruçlarını nasıl tutarlar?

CEVAP

Bazı kusurlardan dolayı müslümanların bölünmesi doğru değildir. Müslümanlık, birlik dînidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Cemâ'atte rahmet, ayrılıkta azâb vardır.) [Beyhekî]

(Allahü teâlâ bir topluluğu magfiret ederse, onların içinden birini ayırıp magfiret etmemekten hayâ eder.) [Ebû Şeyh]

(Şeytan, insanın kurdudur. Sürüden ayrılan koyunu kurt yakaladığı gibi, şeytan da İslâm topluluğundan ayrılanı yakalar. Sakın ayrılmayın, câmi ve cemâ'atlerde bulunun!) [Tirmizî]

İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Rûm sûresinin 32. âyet-i kerîmesini açıklarken, (Her fırka, doğru yolda olduğunu sanarak sevinmektedir) buyuruyor. Kur'ân-ı kerîmde, (Allahın ipine sarılın) buyuruluyor. Allahın ipinden maksat, cemâ'attir. Cemâ'at da fıkh ve ilim sahiplerinin yoludur. Fıkh âlimlerinden bir karış ayrılan sapıtır. (Tahtâvî)

Kur'ân-ı kerîmde, beş vakit namazın vakitleri, çeşitli âyet-i kerîmelerde bildirildiği hâlde, "Beş vakit namaz" tabîri geçmez. Bunun hikmetlerinden birisi de, kutuplara yakın yerlerde, beş vakit namazın hepsinin vaktinin girmemesidir. Şâfiî âlimlerinin çoğuna göre, yatsı ve sabah namazının vakti girmiyen yerlerde bu namazlar, vakitleri giren en yakın bölgeye kıyâs edilerek kılınır.

Hanefî âlimlerinin çoğuna göre de, vakit girmediği için bu iki namaz farz olmaz. Nitekim, ayakları olmıyan kimse için abdestin farzı dört değil, üçtür. Biri sâkıt olmuştur. Bulunmıyan ayaklar yerine vücûdun başka yerini yıkamak gerekmez.

Zengin, islâmın beş şartını da yapmakla mükellef iken, fakire zekât vermek ve şartları yoksa, hacca gitmek de farz değildir. Şu hâlde îfâ bakımından, islâmın şartı zengine göre beş iken, fakire göre üç olmaktadır. Fakire de, (Sen islâmın beş şartını yapmaya mecbursun) denilemez. Çünkü onda zenginlik şartı yoktur. Muayyen özrü on gün devam eden bir kadın, her ay on gün namaz kılmaz. Çünkü namaz kılmak için hadesten tahâret şartı mevcut değildir. Özürden kurtulunca kazâ etmesi de emredilmemiştir. Kısa gecelerde şafak kaybolmadan fecrin tulû ettiği memleketlerde, yatsı ve vitrin vakitleri girmediği için bu namazları kılmak lâzım değildir. (Ni'met-i Islâm)

Halebî'de buyuruluyor ki:

Vakit girmedikçe, namaz farz olmaz. Nitekim Sadrüddîn Bürhan-ül eimme hazretleri, (Vakti girmediği için yatsı namazı size farz olmaz) diye fetvâ vermiştir. Şems-ül-eimme Hulvânî hazretleri, (Vakit girmiyen yerlerde yatsı namazı kazâ olarak kılınır) diye fetvâ vermiştir. Ancak daha sonra, bu fetvâyı duyan Harezm'de Şeyh-i Kebir Bakkâli hazretleri, (Vakit girmiyen yerlerde yatsı namazı farz olmaz) diye fetvâ verdi. İmâm-ı Hulvânî hazretleri bu fetvâ üzerine, Şeyh-i Kebir hazretlerine, (Beş vakit namazdan birini kaldıran kimse, kâfir olmaz mı?) diye sordurunca, Şeyh-i Kebir hazretleri de, (Dirsekleri ile birlikte elleri veya aşık kemikleri ile birlikte ayakları olmıyan kimse için abdestin farzı kaçtır?) dedi. Daha sonra, (İşte bir abdest uzvu noksan olana abdestin farzı, dört değil, üç olduğu gibi, namaz vakitlerinden bazısı girmiyen yerdeki müslümanlara, sadece vakti giren namazlar farzdır) buyurdu. Bu cevap karşısında, İmâm-ı Hulvânî hazretleri, hakkı teslîm edip, önceki fetvâsından rücû etti. Hanefîde vakit, namazın hem şartı hem de, sebebi olduğu için, sebep bulunmayınca, ya'nî vakit girmeyince, o namaz farz olmaz. Vakit girmeden de kılınmaz. Kazâ etmek de gerekmez. Fakat ba'zı âlimlere göre bu iki namazı kılmak farzdır. İhtiyâta riâyet etmek çok iyi olur. Bu bakımdan bu iki namaz, (Vaktine yetişip de kılamadığım yatsı veya sabah namazının farzını kılmaya) diye niyet edilerek kılınmalıdır. Bu iki namazı, vakitlerinin başladığı en son günün vakitlerinde kılmak iyi olur.

Seferî olanın, dört mezhebde de oruç tutması farz değildir. Kutuplara ve Ay'a giden müslüman, seferî ise oruç tutmaz. Geriye dönünce kazâ eder. Ramazan ayı gelince, oruç tutmak farz olur. Bu bakımdan gündüzleri çok uzun olan yerlerde ikâmet eden bir müslüman, oruca saat ile başlar, saat ile bozar. Vakitleri normal teşekkül eden en yakın bölgelere kıyâs edilir. O hâlde gündüzleri çok uzun olan yerde yaşıyan müslümanlar, gündüzü böyle uzun olmıyan bir şehirdeki müslümanların zamanına uyarak oruçlarını tutarlar. (Dürer)

Orucu açıkta yemenin zararı

Sual: "Allahın bildiği kuldan saklanmaz” diyerek açıktan oruç yiyenler oluyor. Günah değil midir?

CEVAP

Günahı, açık da, gizli de işlemek caiz olmaz. Fakat nefsine, şeytana uyarak günah işleyen, günahını gizlemelidir! Günahı gizlemek birkaç yönden faydalıdır:

1- Eğer günâhlarımız açığa çıkmamışsa sevinmelidir! Cenâb-ı Hak, (Günâhı gizleyin) buyuruyor. Peygamber efendimiz de sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:
(İnsan günâhını dünyada gizlerse, Allahü teâlâ da, Kıyâmette, bu günâhı kullarından saklar.) [Müslim]

2- Allahü teâlâ açıktan, çekinmeden günâh işleyenlere daha çok buğzeder. Fakat üzülerek günâhını gizliyenleri, gizlediği için affedebilir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Bir günâha düşen, günâhını gizlesin! Allahü teâlânın örtüsünü onun üzerinde bulundursun!) [Müslim]

3- Günâh işlerken halktan olsun utanmalıdır! Başkasını kendi hakkında konuşturmamak, gıybetini ettirmemek için günâhı gizlemelidir! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Hayâ tamamıyla hayırdır.) [Buhârî]

(Hayâ îmândandır.) [Buhârî]

(Hayâsızın dîni olmaz ve hayâsız kişi Cennete giremez.) [Deylemî]

4- Kötü örnek olmamak, başkalarının da günâh işlemesine cesâret vermemek için günâhı gizlemelidir! Böyle sebeplerden dolayı günâhı gizlemeli, gizli de olsa günâh işlemekten sakınmalıdır! Çünkü günâhlar öldürücü zehirdir. Îmânı olan günâh işlemekten çok korkar. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Mü'min, günâhını dağ gibi görür, üzerine düşeceğinden korkar. Münâfık ise, günâhını, burnuna konmuş, hemen uçacak bir sinek gibi görür.) [Buhârî]

Oruç çeşitleri

Sual: Ramazandan sonra her ay oruç tutmak isteyen hangi günler tutmalıdır?

CEVAP

Her ay hiç değilse 3 gün oruç tutmak çok iyidir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Her [kamerî] ayda 3 gün oruç tutmak, bütün yılı oruçla geçirmek gibi sevâbdır.) Buhârî]

(İbrâhim aleyhisselâm, her ayda 3 gün oruç tuttu. Allahü teâlâ da ona ömür boyu oruç tutmuş gibi sevâb verdi ve ömür boyu sanki yiyip içmiş gibi kuvvet, zindelik verdi.) [Beyhekî]

(Hz.Ebû Hüreyre de, (Resûlullah her ay 3 gün oruç tutmamı söyledi) dedi. (Buhârî)

(Her ay 3 gün oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Müslim]

(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbindeki kin yok olur.) [Bezzâr]

(Her ay 3 gün oruç tutanın kalbinin pası temizlenir.) [Nesâî]

"Eyyâm-ı biyd" denilen kamerî ayların 13, 14 ve 15. günleri de tutmak iyi olur. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Ayda 3 gün oruç tutan, ayın 13, 14 ve 15. günlerinde tutsun!) [Nesâî](Her ay, eyyâm-ı biyd'de oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.) [Nesâî]

|
| | |
| |
|
|
| | |
| *UYE GIRIS* |
|
|
| | |
| *BİLGİ EVİ* |
|
|
| | |
| *İSLAMİ MEDYA* |
| |
| | |
| *İSRAİL BOYKOT* |
| |
| | |
| *REKLAM ALANI* |
|
|
| | |
| *GOOGLE ARAMA* |
|
|
| | |
| *HAVA DURUMU* |
|

|
| | |
| *NAMAZ VAKİTLERİ* |
| |
| | |
| *KABE CANLI İZLE* |
| |
| | |
| | |
| |
| | |